Hayal-et Yapılar

İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti programı kapsamında Taksim Makseni'nde sergilenen Hayalet Yapılar sergisini tesadüfen yakaladım :)

İstanbul'un geçmişinde yer alan ve önem kaplayan ama çeşitli nedenlerle günümüze ulaşamamış yapıları 3D modellemeler ile canlandırılmış, tarihleri anlatılmış ve bu yapılar günümüze kadar yaşayabilseydi nasıl olacağı hayal edilmiş. Projenin ismi de çok başarılı: Hayal-et Yapılar

Ayrıca projenin Taksim meydanındaki Maksen'de sergileniyor olması da çok hoş; uzun zamandır görmek istediğim bir mekandı.
Bir kısmını ilk defa duyduğum bir kısmını ise sadece kitaplar, fotoğraf ve resimlerden bildiğim yapılar hakkında verilen detaylı bilgilerden pek çok yapının politik nedenler, kentleşme projeleri, park - yol yapımı vb. nedenler ile bugün hayatta olmadığını öğrenmek çok acı..Tarihine sahip çıkamayan toplumlar gelecek kuşaklarına ne aktarabilir... Hele İstanbul gibi bu kadar yıpratıldığı halde hala her yeri tarih kokan canım şehrimizi daha ne kadar acıtabiliriz ki...Depremler, isyan ve yangınlarda kaybolan yapıları anlayabiliyorum, bu kaybı bir ölüm gibi çaresiz kabul edebiliyor insan. Ama kentleşme projeleri adı altında yok olan surları, kilise, saray, han, hamamları anlayamıyorum... Ziyaret ettiğim Avrupa şehirlerindeki özenle korunmuş yapılar ile kıyaslayınca bir kat daha artıyor ezikliğim.

Neleri kaybetmişiz geçmişten günümüze, aslında bunlar sadece sergilenler; neler kaybettik haberimiz bile yok, kim bilebilir.. :

  • Antiochos Sarayı
  • Polyeuktos Kilisesi
  • Galata Surları
  • Çandarlı Hamamı
  • İncili Köşk
  • Direklerarası
  • Sadabat Sarayı
  • Taksim Kışlası
  • Eski Çırağan Sarayı
  • Darülfünun
  • Ayastefanos
  • Squibb Binası


Ne çok şey var..



Geç kalınmış bir tanışma ve erken bir elvada..Davut'u gökyüzüne uğurlamak.. Henüz tanıyamadığım bu insanı çok sevmek, tanımadığın birisi için bir şeyler yapabilmeyi çok istemek..Elinden bir şey gelmemesi...

Gap turu, deli dolu, eğlenceli..Büyülü Mardin sokakları, müthiş büyü..Şaşırtan Şanlıurfa, ne hissedeceğimi bilemediğim Diyarbakır..Hem aynı hem farklı Gaziantep ve güzel insanları, yemekleri.. Eski bir dosta kavuşur gibi sarıldığım, ying-yang Halfeti ve Hasankeyf..ve Tanrıların aşkı Nemrut, büyüleyici...........Ne çok renk kattın hayatıma GAP, yeniden mutlu bir insan oldum, keyif aldım hayattan..

..............Korku, panik, şok..değişik..çok farklı duygular..ve büyüüüük bir kabus...

Ne ilginç bir kasım olmuş..keşfedecek daha çok şey var, hayat dolu dizgin gidiyor...

GAP Turu - Nemrut

jhg

GAP Turu - Hasankeyf

fcg

GAP Turu - Diyarbakır

hggh

GAP Turu - Mardin

yyy

GAP Turu - Gaziantep

GAP turumuzun ilk durağı Gaziantep idi.

Antep farklıydı..Hem doğu hem de batı idi..Hem şaşırtıcı idi, hem de tanıdık.. Hem keşfettik, hem de yabancılık çekmedik hiç.. Daha önce gelmiş, biliyor, tanıyor gibi rahattık.. Antep'i sevdim..

Antep farklıydı..Hem doğu hem de batı idi..Hem şaşırtıcı idi, hem de tanıdık.. Hem keşfettik, hem de yabancılık çekmedik hiç.. Daha önce gelmiş, biliyor, tanıyor gibi rahattık.. Antep'i sevdim..

*********************************************************



Katmer tatlısı sabahtan bitermiş aslında, sağolsunlar, bizi kırmadılar, yemeden dönmedik. Yememiş olsaydık, çok şey kaçıracakmışız :)

Katmer, elde açılan incecik bir yufka içerisine bolca fıstık, kaymak ve şeker konularak yapılıyor. Yufkanın açılışı ayrı bir olay, yemesi ayrı bir keyif :)

Çarşıları çok güzel Gaziantep'in: Baharatçılar, Bakırcılar, Halıcılar... Rengarenk, ışıl ışıl her yer..

İnsanları da öyle, içtenler, sıcak ve canlılar..







El emeği, göz nur var her üründe.. O kadar ince ince
işlenmişler ki... İmalat olanlar ile elde yapılanlar hemen ayrılıyor birbirinden.. Hepsi ayrı bir sanat eseri, çarşılarda kaybolurken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyor insan..
Gaziantep Arkeoloji Müzesi ilk durağımızdı, sular altından kurtarabildiklerimizle tanıştık.. Kurtaramadıklarımızı düşünmek, tarihini sular altında bırakan bir millet olmak canını acıtıyor insanın..       
Bey Mahallesi'ndeki evler restore edilmiş. Pencereden sohbet ettiğimiz teyzenin söyledikleri hala kulaklarımda:


"Gençliğinizin kıymetini bilin, gönlünüzce gezin, eğlenin...Hayat çabuk geçiyor.."

GAP Turu - Şanlıurfa

yakındaa

Loç Vadisi

Doğanın masumiyeti ve çaresizliği..Sessizce direnişi..
Elimizden pek bir şey gelmeyişi ama çırpınışlarımız...

Sanki topraklarımız düşman işgalinde imiş de,
kurtarmak için çırpınıyormuşuz gibi hissettim.


Sanki o şantiyedekiler düşmandılar, yabancıydılar, işgalciydiler..
N'olur artık güzel şeyler de olsun bu ülkede..



Hayallerini Çayıra Salan Kadın..

Hepimizin hayalleri var; bir kaçıp gitme isteği, bir sahil kasabasına yerleşme, bir kafe işletme, kendi işine sahip olma..Bir sürü hayalimizi var..Hayallerimiz için pek bir şey yapmasak da..

Bu kadın, nam-ı diğer Göktaşı, hayallerinin peşinden koşuyor.. Hayali olan gökyüzünde bir yıldızdan diğerine sekiyor :)

Bir sürü başarı öyküsü okuyoruz, kimisi çok gerçek kimisi çok abartı..Bu öykü, bu kadın o kadar gerçek, o kadar gözlerimin önündeki hayran olmamak elde değil..

Bir teleskop satın almak ve gözlem yapmakla başladı her şey..Sonra Amatör Teleskop Yapım Çalıştayı'na katılma, sonra evde teleskop yapım denemeleri... Sonra kaldrımlarda insanlara, okullarda çocuklara teleskop ve gökyüzünü anlatmaya çalışma... Sonra İlk Teleskobum projesi... Ardından profesyonel iş hayatına veda ve ülkemizin ilk Amatör Teleskop Yapım Atölyesi'ni (Mor Panjur) açma cesareti ve girişimi... Ve İlk Teleskobum projesine devam.. Bu sonra'lar hiç bitmeyecek, bunlar daha başlangıç, eminim :)

Adım adım emek var, arzu var, istek var tüm bu adımlarda..Hayallerini çayıra salıp peşinden koşan bu kadına hayranım :)

Yolun yıldızsız kalmasın, hep aydınlık olsun Göktaşım..


Not: Fotoğraf , Emrah Serdaroğlu'na aittir.

Hasankeyf'e Sadakat Yolculuğu: Mardin


Hasankeyf'e Sadakat yolculuğumuzun son durağı Mardin. Çok kısa bir durak, çünkü yolumuz çok uzun.

Hızlı çekimde bir film izler gibi geziyoruz Mardin'i; bir çarşıdan diğerine dalıyoruz koşarak. Çıkış yok, labirent gibi; her çarşı birbirine bağlanıyor :)

Bir not daha kendime; Mardin'e daha geniş bir zamanda gelinmeli, bu sokaklarda rahat rahat kaybolunmalı..

Hasankeyf'e Sadakat Yolculuğu: HasanKeyf

Aşık oldum!!!

Evet, Hasankeyf'e aşık oldum..


Hissettiğim tam olarak bu: AŞK!
İlk gördüğümde çok heyecanlandım, çoook etkilendim.. Ve hala aşığım kendisine :) İlk fırsatta tekrar gitmek için elimden geleni yapacağım..

Hasankeyf'in hissettirdikleri çok farklı, anlatması çok zor..Bir koruma içgüdüsü, hayranlık, sakinlik, keyif, acı..Böyle izlerken etrafı.. çok keyif alırken herşeyden, bir de canımın acıdığı bir taraf var, bir korku var.. Burayı da Halfeti gibi yapmasınlar, çocukların gözlerinden umutlarını çalmasınlar diye..

Cıvıl cıvıl burda çocuklar, neşeli, umut dolu; aslında çocuk gibiler işte..Böyle kalsınlar isteği var içimde; tarihimizle beraber umutlarımız da sular altında kalmasın..Dicle özgür aksın, asi kadın olmaya devam etsin..

Dönüş yolunda içimde çığlıklar 'Hasankeyf sular altında kalmamalı' diye, bir de içimden kendime bir söz: ilk fırsatta yolum buralara tekrar düşürülecek diye..


Hasankeyf'e Sadakat Yolculuğu: Halfeti


Yorucu ama keyifli bir yolculuktan sonra akşam saatlerinde vardık Halfeti'ye.. Fırat kenarında biraz sohbet ettikten sonra  eski bir taş binanın terasında yıldızları üzerimize örtüp huzurla uyuduk..

Gün ağarırken tanıştım Fırat'la, kocaman dağlar arasında hüzünlü ve durgundu sadece..Yarısı sular içinde kalan camii, boş evler ve sokaklar, terkedilmişlik hissi vardı havada, umut yoktu..Çocukların gözlerinde bile umut, heyecan yoktu.. Terkedilmişlik hep aynı mı yaşanıyor?

Fırat üzerindeki tekne yolculuğumuzda içimden sadece ağlamak geldi. Bir şeyi değiştiremeyeceğimiz gibi ağlamayı bile beceremedim zaten..Kaptan, nehrin ortasında bir tepe işaret etti: "Görüyor musunuz şu tepeyi, suların ortasında; orası eskiden köyün mezarıydı..." 

İnsanların sadece evleri, bağları, bahçeleri sular altında kalmamış; anıları, çocuklukları, ölüleri, geçmiş tüm yaşamları sular altında..

Ağlamayı bile beceremedim..

Hasankeyf'e Sadakat Yolculuğu: Tuz Gölü


Atlas Dergisi ve Doğa Derneği'nin düzenlediği Hasankeyf'e Sadakat Yolculuğu'nun ilk durağı Tuz Gölü idi.

Son Irmak Doğa Orkestra'sını ilk defa,  gördüğüm ve  hayran kaldığım Tuz Gölü üzerinde dinledim. Tuz Gölü'nün muhteşemliği ile SIDO'nun ezgileri bizi büyüledi..

Sanat ile doğa'nın, doğal olanın birbirine nasıl yakıştığını, birbirini nasıl tamamladığını hissettim bir kez daha..

Cunda... Sen ne güzel bir adasın...

Cumbalı evlerle dolu eski sokaklarında kaybolurken güzel bir koku var havasında Cunda'nın..Eski, deniz, sakız, zeytinyağı kokuyor; Ege kokuyor Cunda..

Sanki eskiden olduğu gibi Rumlar ve Türkler birarada yaşyormuş gibi hissediyorsunuz, öyle keyifli..

Her ara sokaktan ayrı bir keman, ud, kanun sesi geliyor, sanki herkes mutlu ve güzel burada..

Cunda için önerilerim aşağıda:
  • Aşıklar Tepesi'nde 2007 yılında Rami Koç tarafından restore ettirilerek hizmete açılan Değirmen ve Necdet H.Kent Kütüphanesi'ni görmelisiniz. Günbatımında kahve keyfi yapmak için çok güzel bir mekan..
  • Değirmen'den ara sokaklarda kaybolarak sahile inmenizi öneririm. Güzel sokaklar, cumbalı evler sizi bekliyor.
  • Sakızlı kurabiyeyi mutlaka deneyin.
  • Zeytinyağı olmazsa olmazlardan Cunda için. Zeytin reçeli, bademli zeytin, çeşit çeşit sabunlar..Kısacası zeytinli bir şeyler almadan dönmeyin.
  • Cunda, Ayvalık'sız olmaz tabii:) Ayvalık tostu da mutlaka yenmeli..
  • Taş Kahve'de bir çay molası verin.

Bozcaada: Deniz ve Şarap


deniz ve mehtap sordular seni, neredesin..

aklımda bu şarkı..bozcaada, biraz mehtap, biraz aşk, biraz şarap ve ıssız koylar demek benim için..
fotoğraf karelerine sığdıramadığım koylar hala aklımın bir köşesinde..

sadece bir hafta sonu kaçamağı değil, hatta hafta sonu değil de hafta içi gidip, sokaklarında dolaşmalı, koylarını keşfetmeli, bütün şarapların tadına bakmalı :)

Doğanbey....Hayallerimin Diyarı..

büyüyünce orada yaşamayı hayal ediyorum..ziyaretime beklerim :)

Honda Spacy - O Bir SuPerisi :)

Honda Spacy - Kısaca Superisi :)

Honda Spacy benim için 2010 yazının anlamı, özgürlüğü demek, ben ona kısaca SuPerisi diyorum:)
O kadar güzel, o kadar benim ki..

Kendim için, sadece kendim için uzun zamandır yaptığım en güzel şeydi Superisi, iyi ki hayatıma girdi..