Belki bir fotoğraf, belki yeni bir tat..Bazen yeni bir insan, bazen yeni bir şehir..
Keşfedilecek koca bir evren var ve zaman akip gidiyor..
Vakit kaybetmemek lazım..
Hasankeyf'e Sadakat Yolculuğu: Halfeti
Yorucu ama keyifli bir yolculuktan sonra akşam saatlerinde vardık Halfeti'ye.. Fırat kenarında biraz sohbet ettikten sonra eski bir taş binanın terasında yıldızları üzerimize örtüp huzurla uyuduk..
Gün ağarırken tanıştım Fırat'la, kocaman dağlar arasında hüzünlü ve durgundu sadece..Yarısı sular içinde kalan camii, boş evler ve sokaklar, terkedilmişlik hissi vardı havada, umut yoktu..Çocukların gözlerinde bile umut, heyecan yoktu.. Terkedilmişlik hep aynı mı yaşanıyor?
Fırat üzerindeki tekne yolculuğumuzda içimden sadece ağlamak geldi. Bir şeyi değiştiremeyeceğimiz gibi ağlamayı bile beceremedim zaten..Kaptan, nehrin ortasında bir tepe işaret etti: "Görüyor musunuz şu tepeyi, suların ortasında; orası eskiden köyün mezarıydı..."
İnsanların sadece evleri, bağları, bahçeleri sular altında kalmamış; anıları, çocuklukları, ölüleri, geçmiş tüm yaşamları sular altında..
Ağlamayı bile beceremedim..
