Loç Vadisi

Doğanın masumiyeti ve çaresizliği..Sessizce direnişi..
Elimizden pek bir şey gelmeyişi ama çırpınışlarımız...

Sanki topraklarımız düşman işgalinde imiş de,
kurtarmak için çırpınıyormuşuz gibi hissettim.


Sanki o şantiyedekiler düşmandılar, yabancıydılar, işgalciydiler..
N'olur artık güzel şeyler de olsun bu ülkede..



Hayallerini Çayıra Salan Kadın..

Hepimizin hayalleri var; bir kaçıp gitme isteği, bir sahil kasabasına yerleşme, bir kafe işletme, kendi işine sahip olma..Bir sürü hayalimizi var..Hayallerimiz için pek bir şey yapmasak da..

Bu kadın, nam-ı diğer Göktaşı, hayallerinin peşinden koşuyor.. Hayali olan gökyüzünde bir yıldızdan diğerine sekiyor :)

Bir sürü başarı öyküsü okuyoruz, kimisi çok gerçek kimisi çok abartı..Bu öykü, bu kadın o kadar gerçek, o kadar gözlerimin önündeki hayran olmamak elde değil..

Bir teleskop satın almak ve gözlem yapmakla başladı her şey..Sonra Amatör Teleskop Yapım Çalıştayı'na katılma, sonra evde teleskop yapım denemeleri... Sonra kaldrımlarda insanlara, okullarda çocuklara teleskop ve gökyüzünü anlatmaya çalışma... Sonra İlk Teleskobum projesi... Ardından profesyonel iş hayatına veda ve ülkemizin ilk Amatör Teleskop Yapım Atölyesi'ni (Mor Panjur) açma cesareti ve girişimi... Ve İlk Teleskobum projesine devam.. Bu sonra'lar hiç bitmeyecek, bunlar daha başlangıç, eminim :)

Adım adım emek var, arzu var, istek var tüm bu adımlarda..Hayallerini çayıra salıp peşinden koşan bu kadına hayranım :)

Yolun yıldızsız kalmasın, hep aydınlık olsun Göktaşım..


Not: Fotoğraf , Emrah Serdaroğlu'na aittir.

Hasankeyf'e Sadakat Yolculuğu: Mardin


Hasankeyf'e Sadakat yolculuğumuzun son durağı Mardin. Çok kısa bir durak, çünkü yolumuz çok uzun.

Hızlı çekimde bir film izler gibi geziyoruz Mardin'i; bir çarşıdan diğerine dalıyoruz koşarak. Çıkış yok, labirent gibi; her çarşı birbirine bağlanıyor :)

Bir not daha kendime; Mardin'e daha geniş bir zamanda gelinmeli, bu sokaklarda rahat rahat kaybolunmalı..

Hasankeyf'e Sadakat Yolculuğu: HasanKeyf

Aşık oldum!!!

Evet, Hasankeyf'e aşık oldum..


Hissettiğim tam olarak bu: AŞK!
İlk gördüğümde çok heyecanlandım, çoook etkilendim.. Ve hala aşığım kendisine :) İlk fırsatta tekrar gitmek için elimden geleni yapacağım..

Hasankeyf'in hissettirdikleri çok farklı, anlatması çok zor..Bir koruma içgüdüsü, hayranlık, sakinlik, keyif, acı..Böyle izlerken etrafı.. çok keyif alırken herşeyden, bir de canımın acıdığı bir taraf var, bir korku var.. Burayı da Halfeti gibi yapmasınlar, çocukların gözlerinden umutlarını çalmasınlar diye..

Cıvıl cıvıl burda çocuklar, neşeli, umut dolu; aslında çocuk gibiler işte..Böyle kalsınlar isteği var içimde; tarihimizle beraber umutlarımız da sular altında kalmasın..Dicle özgür aksın, asi kadın olmaya devam etsin..

Dönüş yolunda içimde çığlıklar 'Hasankeyf sular altında kalmamalı' diye, bir de içimden kendime bir söz: ilk fırsatta yolum buralara tekrar düşürülecek diye..


Hasankeyf'e Sadakat Yolculuğu: Halfeti


Yorucu ama keyifli bir yolculuktan sonra akşam saatlerinde vardık Halfeti'ye.. Fırat kenarında biraz sohbet ettikten sonra  eski bir taş binanın terasında yıldızları üzerimize örtüp huzurla uyuduk..

Gün ağarırken tanıştım Fırat'la, kocaman dağlar arasında hüzünlü ve durgundu sadece..Yarısı sular içinde kalan camii, boş evler ve sokaklar, terkedilmişlik hissi vardı havada, umut yoktu..Çocukların gözlerinde bile umut, heyecan yoktu.. Terkedilmişlik hep aynı mı yaşanıyor?

Fırat üzerindeki tekne yolculuğumuzda içimden sadece ağlamak geldi. Bir şeyi değiştiremeyeceğimiz gibi ağlamayı bile beceremedim zaten..Kaptan, nehrin ortasında bir tepe işaret etti: "Görüyor musunuz şu tepeyi, suların ortasında; orası eskiden köyün mezarıydı..." 

İnsanların sadece evleri, bağları, bahçeleri sular altında kalmamış; anıları, çocuklukları, ölüleri, geçmiş tüm yaşamları sular altında..

Ağlamayı bile beceremedim..

Hasankeyf'e Sadakat Yolculuğu: Tuz Gölü


Atlas Dergisi ve Doğa Derneği'nin düzenlediği Hasankeyf'e Sadakat Yolculuğu'nun ilk durağı Tuz Gölü idi.

Son Irmak Doğa Orkestra'sını ilk defa,  gördüğüm ve  hayran kaldığım Tuz Gölü üzerinde dinledim. Tuz Gölü'nün muhteşemliği ile SIDO'nun ezgileri bizi büyüledi..

Sanat ile doğa'nın, doğal olanın birbirine nasıl yakıştığını, birbirini nasıl tamamladığını hissettim bir kez daha..